Bolu’nun Öz-can’ı…
Son günlerde gündemi meşgul eden meselelerden biri, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın Kuzey Kıbrıs’ta çekilen bir fotoğrafı oldu. Fotoğraf, Özcan’ın bir otelin casino bölümünde çay içerken görüntülenmesiyle servis edildi. Olayın ardından, ‘kumar oynadı’ iddiaları havada uçuştu. Özcan ise açıklamasında net konuştu; Tatil için ailesiyle oradaydı, Beşiktaş maçını izlemek üzere büyük ekranın karşısına geçmiş, çayını yudumlarken fotoğrafı çekilmişti. Ve kendi ifadesiyle, ‘Oyun oynamışımdır ama bu kez değil. Oyuna düşkün biri değilim.’
Şimdi buraya kadar her şey gayet açık. Ancak sorun, bu açıklamadan önce kendini gazeteci sanan bazı kişilerin absürt haberler üretip bunu bir karalama kampanyasına dönüştürmesiydi. Daha da ilginci, hemen herkesin ağzında dolaşan şu cümle; ‘Kamu görevinde bulunan atanmış ya da seçilmişler özel hayatlarına dikkat etmeli, iyi örnek olmalı.’ Peki, soruyorum; Sayın Özcan ne yaptı da kötü örnek oldu? Kumar masasında zar mı attı? Ruletin başında krupiyer kızlarla viski kadehi kaldırıp poz mu verdi? Hayır! Ailesiyle tatildeydi, çocukları ve eşiyle beraber. Ortada en ufak bir uygunsuzluk yokken, bu fırtına niye kopuyor?
Dahası var; Haberlerin altındaki yorumlara bakıyorsunuz, birileri çıkıp ‘Bizim kültürümüzde kumarhane ya da içkili mekâna girmek yoktur’ diyebiliyor. İşte tam bu noktada insana gülmek geliyor. Hangi kültürden bahsediyorsunuz? Bu ülke de kimse alkol almıyor, kumar oynamıyordu da biz mi bilmiyoruz? Cumhuriyet’e karşı her fırsatta nefret kusanların, en alakasız bir olayda bile Cumhuriyet düşmanlığı yapmaya çalıştığını görmek artık şaşırtmıyor. Asıl mesele Özcan’ın fotoğrafı değil; mesele, Özcan’a karşı içsel hesaplaşmalar ve kişisel hınç.
Soruyorum; Ne yaptı size Tanju Özcan? Elinizde elle tutulur bir şey var mı? Yok. O yüzden bıyık altından gülüyor, dedikodu üretiyorsunuz. Ama iş denetime gelince gerçekler apaçık ortada; Bolu Belediyesi, en çok denetlenen belediyelerden biri ve çıkan rapor temiz. 81 vilayet içinde örnek gösterilen bir belediye haline gelmiş durumda. Yani yönetimde sorun yok, şeffaflıkta sorun yok, hesap vermekte sorun yok.
Ama ne var? Bir fotoğraf karesi üzerinden köpürtülmüş suni bir tartışma var. Aha yakaladık vurun burdan… Ve bu tartışma, en çok Bolu’ya zarar veriyor. Çünkü şehrin güzelliklerini alkışlamak yerine, bir bardak çay fotoğrafından nefret kusmaya çalışanlar var.
Tanju Özcan’ı seversiniz ya da sevmezsiniz, eleştirirsiniz ya da desteklersiniz. Ama gerçeği çarpıtıp iftiraya sarılmak ne gazeteciliktir ne de ahlaktır. Bolu’nun yükselen değerini görmezden gelenler, aslında Bolu halkına kötülük yapıyor. Ve bu millet, kimlerin samimi, kimlerin suni gündem yarattığını gayet iyi görüyor.
Ahlak demişken… Çünkü en çok bu konuda ahkam kesiyorlar ya. Valla bu memleket çok gördü; çapkın vali, dostuyla basılan belediye başkanı, rüşvet alan milletvekili, dolandırıcılık yapan bürokrat… Liste uzar gider. Hatırlayın; bir dönem nüfuz ticaretiyle milyon dolarlar kazananları, devletin malını kendi çiftliği gibi kullananları, lüks araç konvoylarıyla gezerken ‘halk için çalışıyoruz’ diyenleri. Bunları gördük, duyduk, yaşadık.
Bu örnekleri doğru bulmuyorum ha, yanlış anlaşılmasın. Ama bu yapılanları sümen altı eden, üç maymunu oynayan bazı gazetecileri de gördük biz. Anlayacağınız boş konuşmayı bırakıp, ‘Ben insanlık için ne yaptım?’ diye düşünün. Şapkayı önünüze koyun. Yüzyıllardır iyi de var kötü de, olmaya da devam edecek. Hep derim; ‘İnsanın kendine ettiğini başkası ona etmez.’
Süslü cümlelerle kendine taraftar toplayanlar bir gün mutlaka yalnız kalır. Osmanlı döneminde mevcut rejime başkaldıran yüzlerce ayaklanma oldu; “İstemezük” dediler. Şimdi yine onlar sahnede, yine isyan içindeler. Anlayacağınız cahiliyet hiç bitmez, bitmeyecektir. Dün Abdülhamit’i yuhlayıp küfredenler, sonrasında Atatürk’e aynı şeyi yapmaya çalıştılar. Bugün de aynı zihniyet, farklı maskelerle aramızda dolaşıyor. Yarın da olacak.
Bizim asıl sorunumuz ahlaktır. Bu kelimenin manasını tam anlamıyla idrak edebildiğimiz gün, işte o gün muasır medeniyet seviyesine ulaşacağız. Ahlak, sadece başkasını yargılamak değildir; önce kendi vicdanına bakabilmektir. Kim ki başkasına çamur atarken kendi kirliliğini görmezden geliyor, işte o gerçek ahlaksızdır.
Siz siz olun Öz Can ınıza sahip çıkın…
