Nedir Bu Doktorlardan Çektiğimiz!
Geçenlerde Düzce Devlet Hastanesi’nin aciline bir uğradım. Tansiyonum yükseldi, başım dönüyor.
Ama bir de ne göreyim…
Acile gelmiş bir genç, elinde telefon, ağzında sakız, boynunda kulaklık.
Doktorun yüzüne baka baka diyor ki:
— “Hocam ben azıcık iç çektim, buraya düştüm…”
Doktor da cevap veriyor:
— “İç çekmeye acile gelinmez delikanlı, şiir yaz, geçer.”
Diğeri gelmiş:
— “Hocam benim kolumda sızı var, ama geçer gibi de oldu, ama yine de geldim, bir EKG aldırayım dedim.”
Ya birader, bu acil. Bu, sabaha karşı kriz geçiren adamın geldiği yer.
Bu, ambulansla getirilen yaşlının nefes aldığı, aldığına da şükredilen yer!
Senin burasıyla ne işin var?
Sızıya mı geldin, sohbet etmeye mi?
Acil mi? Maşallah, halk arasında “gece gezmesi” gibi…
Gecenin üçü, acilde çocuk kaynıyor.
Ateşi yok, nefesi yerinde, gülüyor oynuyor.
Doktor soruyor annesine:
— “Neyi var?”
— “Bir hapşırdı hocam, sonra bir daha hapşırmadı ama işte içim rahat etmedi…”
Kadıncağız belki annelikten paniğe kapılmış, ona bir şey demem ama…
Ya bu alışkanlık olmuş birçoğunda.
Canı sıkılan, marketten sonra acile uğruyor!
Neredeyse “Hocam tansiyonum iyi mi diye geldim, baklava yedim üstüne biraz yürüdüm, nabzım hızlandı” diyene rastlayacağız.
Ama en fenası ne biliyor musunuz?
Sırada bekleyen yaşlı amca yere yığılıyor, etraftakiler sadece bakıyor.
Çünkü doktor o sırada “boğazımda balgam var ama çıkmıyor” diyen 42 yaşındaki Halil Bey’le ilgileniyor.
Ya siz, biz, biraz empati yapsak?
Azıcık insan olsak…
Gerçekten ihtiyacı olana yol açsak.
Çünkü o doktor, orada sadece doktorluk yapmıyor.
Bakın, ben gözümle gördüm…
Bir hemşire, hastanın ayağını silerken eğilmiş,
Doktor araya girip eline eldiveni takıyor, birlikte kaldırıyorlar hastayı.
Aynı doktor, on dakika sonra bir başka hastaya “Allah gecinden versin” diyerek kötü haberi veriyor.
Yutkunuyor, ama yüzü sertleşmiyor.
Bu insanlar insanlık sınavını her gün veriyor.
Bizim ise hâlâ “bekledim, ilgilenmediler” diye dırdır etmemiz yetmiyor.
Bir de İnstagram’da hikâye atıyoruz:
“Düzce acil perişan, sıram gelmedi.”
Gelmez tabii.
Çünkü senin sıran değil!
Bakın samimi söylüyorum:
Düzce’de doktorluk yapmak kolay değil.
Ne hastası eksik ne dertlisi…
Bazen siyaset bulaşır, bazen bürokrasi.
Ama onlar sabit bir çizgide durur:
İnsan kurtarırlar.
Ve biz…
Boğazımız gıcıklandı diye acile gidip, sonra da “Doktor ilgilenmedi” deyip ahkâm keseriz.
O yüzden tekrar sorayım: Nedir bu doktorlardan çektiğimiz?
Belki de biz biraz fazla yüzsüzüzdür…
Onlar da hâlâ fazla sabırlı!
Yazımın başlığı için tüm değerli sağlık personellerinden özür diliyorum, sizleri gereksiz yere meşgul eden hastalık hastalarına bu yazıyıda okutmanın başka yolunu bulamadım aklımda farklı başlıklarda vardı aslında
“Acil Değilsin, Acil Anla!”
“Doktorlara Laf Etmeden Önce Aynaya Bak!”
“Gece Üçte Burnu Akanlar ve Kalbi Çarpanlar”
ama kimse kendini haber başlığında görmeye alışkın değil illa birilerini suçlamayı severler…
Kalın sağlıcakla…
