Park Bahane, Beton Şahane!
Güzel memleketimde artık imar planına falan gerek yok. Hayır, bu bir şaka değil. Çünkü sağ olsunlar, “sağlık tesisi” bahanesiyle parklarımızda dilediğinizce beton dökebiliyorsunuz. Ne hoş bir gelişme değil mi?
Efendim, park alanlarının içine 250 metrekarelik “masum” bir bina kondurabiliyorsunuz. Eğer park büyükse, 500 metrekareye kadar da çıkabiliyor. Üstelik plan değişikliği yapmanıza bile gerek yok! Hızlı, pratik, çevre dostu(!) bir çözüm. Tıpkı acı kahve gibi: Sert, sade ve mideyi yakıyor.
E tabii, bu bina ne olacak? Aile sağlığı merkeziymiş, acil sağlık istasyonuymuş… Yani kimin “sağlığı” için, orası biraz meçhul. Zira sağlıklı bir şehir için oksijen, ağaç, gölge gerek; bizse onları traşlıyoruz ki “acil müdahale”ye alan kalsın.
Kimi ülkeler yeşil alanları artırmak için yarışır, bizde ise “nerede yeşil görseniz hemen sağlık merkezi kondurun” ilkesi devreye giriyor. Medeniyet dediğin tek katlı betonmuş meğer.
Şehir plancıları mı? Onlar hâlâ “şehir planlı olmalı” gibi romantik fikirlerle meşgul. Zamanın gerisindeler maalesef. Bugünün modası; planı boş ver, imara gerek yok, “biz biliriz” anlayışıyla ilerlemek. Ne de olsa “parkta oynayan çocuklar mı önemli, binaya kolay yer bulmak mı?” sorusunun cevabı artık net.
Bakın açık konuşalım: Eğer bu uygulama sağlık hizmeti içinse, hep birlikte parkların ortasına birer özel hastane konduralım, üzerine de küçük bir AVM serpelim. Hem halk sağlığına hem ekonomi sağlığına katkı olur(!)
Ama bana sorarsanız, bu sağlık tesisi bahanesiyle yürütülen imar dansı; bir sonraki adımda parklar, sonra korular, sonra orman kıyılarıyla “şenlenerek” devam edecek. Yani “sağlık tesisi” bu ülkenin yeni “imar jokeri” oldu.
Ne diyelim?
Bir zamanlar çocuk kahkahası duyulan parklarda, yakında inşaat kepçeleri vızır vızır çalışacak.
Belki de yeni nesil çocuklar “salıncağı Google’da görüp” büyüyecek.
Betona bahane, parka veda… Sağlıklı günler dilerim(!)
