detay gazetesi köşe yazarı

İŞİN ÖZÜ DÜZCE!

Düzce il oldu olmasına ama hâlâ o eski kasaba havasını üstünden atabilmiş değil. 2025 yılına girdik, hâlâ aynı dertler, aynı sokaklar, aynı problemlerle boğuşuyoruz. Bir şehir büyürken nasıl değişir, nasıl nefes alır; bunu görmek istiyoruz artık. Ama görünen o ki Düzce’nin bu konuda daha çok fırın ekmek yemesi lazım.

Trafik mi dediniz? Sabah akşam aynı çile!

İş saatlerinde şehir merkezi kilit. Caddeler dar, otopark yok, araçlar birbirine girmiş. Üstüne bir de ağır sanayi esnafı merkezde çalışmaya devam ediyor; demirci, nalbur, oto tamircisi… Bu manzara büyükşehir değil, küçük kasaba havası estiriyor. Oysa bu dükkânların çoktan organize sanayiye taşınması gerekirdi.

Hava temizliği? Unut gitsin!

Kış geldi mi kömür dumanı, egzoz gazı birbirine karışıyor. Nefes almak bile zorlaşıyor. Gençler, yaşlılar hasta oluyor. Hava kirliliği artık sessiz bir sağlık krizine dönüşmüş durumda. Ama çözüm? Henüz ortalarda görünmüyor.

Kaygan kaldırımlar: Kış geldi mi yürümek cesaret ister!

Bazı mahallelerde belediyenin yaptığı mermer kaldırımlar, soğukta buz pistine dönüyor. Yürüyüş değil, resmen risk sporu yapıyoruz. Yaşlılar korkarak sokağa çıkıyor, çocuklar düşüp yaralanıyor. Güzel görünsün diye yapılan mermerler, vatandaş için tehlike saçıyor.

Şehrin ruhu yok, kimliği kayıp

Düzce hâlâ tam anlamıyla bir şehir kimliği oluşturamadı. Ne düzgün bir meydanımız var ne de estetik bir şehir dokumuz. Sosyal alanlar sınırlı, kentsel dönüşüm ağır aksak ilerliyor. Modernleşmek bir yana, hâlâ geçmişin izlerini silemiyoruz.

Belediyede para krizi: Maaşlar bile aksıyor

Belediye borç içinde. SGK primleri, vergiler, hatta mesai ücretleri ödenmiyor. Personel huzursuz, hizmet kalitesi düşüyor. Başkan “şikayet edene kapı açık” deyince işler iyice geriliyor. Oysa çözüm üretmek için o koltukta oturuyorlar.

Başkan Faruk Özlü: Vizyon var ama eylem eksik

Faruk Özlü, eski bir bakan. Donanımlı, projeci biri. Ama Düzce’de “vizyon var, sonuç yok” durumu yaşanıyor. Ne sanayi taşınabildi ne kaldırımlar düzeldi ne şehir nefes aldı. İnsan ister istemez soruyor: Başkanlık sadece strateji çizmek mi, yoksa halkın gerçek sorunlarına dokunmak mı?

Düzce artık büyümek istiyor. Estetik istiyor, konfor istiyor, nefes almak istiyor. Ama bunun için önce laf değil iş üreten, halkın sorunlarına kulak veren, kent planlamasını masa başında değil sokakta yapan bir anlayış gerekiyor.

Şehrin ortasına sanki Organize sanayi girişi gibi köprü yapmak şehri güzelleştirmez yada şehrin vizyonunu değiştirmez! bu sadece makyajlamadır yada ileri yıllarda ismim anılsın mantığıdır. Şehri şehir gibi yapmak ciddi mimari projelerle olur caddesi sokağı mahallesi vatandaşın konforuna göre dizayn edilir, kaldırımı bozuk, yolu çukur, peyzajı yetersiz, saçaklarından sular akan, musluğundan çamur akan, şehrin ortasında demirci esnafının gürültüsünün geldiği düzensiz kentleşme bir ilin nasıl yönetildiğinin açıkca fotoğrafıdır, daha doğrusu o ildeki halka verilen değerdir! Kent meydanını yıkmak güzel bir fikirdi fakat on kere tadilat yapılacak bir parka dönüştürmek işi sadece yapmış olmak için yapmaktır, ayrıca hiçbir yerde örneği yoktur ki şehrin meydan denilecek yerine kocaman çocuk parkı yapmak? insanların rahatça oturacağı birbirleriyle sohbet edeceği bir yeşil alan yaratmak yerine çocuk parkı yapmak akıllara zarar bir uygulama! Heleki spor sokaktaki malum sokaklar!!! gece onbirden sonra nağra atanlar yada değişik ahlaki değerlere ters gelen malum insanların mesai çıkışı…

Kanaatimce; Düzce nin gelişmesi için içerden düzenlemeler gerekiyor örnek ilk önce belirli meslek gurupları kesinlikle şehir dışına çıkartılmalı, Amerika nın arka sokakları görüntüsüne sahip tüm sokaklar temizlenip revize edilmeli bunları yaparken aslında Düzce STK larla görüşülüp Mimar, İnşaat mühendisi tecrübeli isimlerden oluşan bir heyet kurulup istişare yapılmalı. Sözün ÖZÜ takım elbiseyle toplantıdan toplantıya koşmak yerine şehrin sokaklarında günde bir saat tur atılsa halkın içine girilse Düzce Cennet olur.

Yoksa biz daha çok, “Kasaba Düzce” hikâyesini okumaya devam ederiz…

kadirgulbay
Author: kadirgulbay

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir