detay gazetesi köşe yazarı

İhanetin Kimliği Olmaz!

Türkiye, tarih boyunca nice kahramanlar yetiştirdi. Bu topraklar; adını bile bilmediğimiz bir neferin canıyla yazdığı destanlarla dolu. Ama aynı zamanda, tarihimizin her döneminde bizi içten içe zehirleyen, görünüşüyle dost, kalbiyle düşman olan ihanetçileri de gördük.

İhanet sadece bir kurşunla, bir darbe girişimiyle ya da casuslukla gelmez. Bazen bir kürsüden yapılan sahte dualarda saklıdır, bazen vatan sevgisi söylemleriyle süslenmiş koltuk hırslarında. Dışarıdan bakınca “imam” gibi görünen ama karanlık yapılarla işbirliği yapanlar da olur, “Atatürkçüyüm” deyip milletin iradesine kastedenler de.

Bir kişi Atatürkçü olabilir, dindar olabilir, laik, milliyetçi, solcu ya da liberal olabilir. Ama bu kimlikler, kişinin vatanseverliğini garanti etmez. İdeolojik görüntüler, saklanmak isteyen hainler için çoğu zaman birer kamuflajdır. Bugün cami kürsüsünden konuşan biri de, kürsülerde Atatürk posterleri önünde konuşan biri de ihaneti örgütleyebilir. Çünkü ihanetin şekli yoktur; karakterin çürümüş olması yeterlidir.

Bugün hâlâ “o bizdendi”, “bu dindardı”, “şu Atatürkçüydü” diyerek bazı kişilerin ihaneti görmezden geliniyor. Oysa gerçek şu: İhanet eden kim olursa olsun, hesabı sorulmalı. Hangi cübbeyi giymiş, hangi sloganı atmış olduğunun bir önemi yok. Yaptığı iş, durduğu yer, bağlı olduğu millet önemlidir.

Bizim meselemiz sadece “kimlikler” üzerinden yargılamak değil, doğru ile yanlışı ayırt edecek kadar adil olmaktır. Vatanı savunmak sadece cephede değil, zihinde ve kalpte başlar. Kimseye etiketinden ötürü sonsuz kredi verilmemeli. Kimin ne olduğunu zaman değil, eylemleri gösterir.

Unutmayalım:

İhanetin ideolojisi olmaz; ihaneti yapanın karakteri bozuksa, kılığı kıyafeti ne olursa olsun sonuç değişmez.

kadirgulbay
Author: kadirgulbay

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir