İklim Kanunu’nun Derinliklerine Yolculuk

İklim Kanunu: Türkiye İfade Benzemesi mi, İklim Eylemi mi?

Türkiye’nin ilk kapsamlı İklim Kanunu teklifi, TBMM’de Şubat–Temmuz 2025 arasında hızlı bir tempoyla ilerledi. İçerik olarak, Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) gibi piyasa temelli araçlara odaklanırken; bilim temelli hedefler, iklim adaleti, uyum stratejileri ve halk sağlığı önlemleri gibi unsurlar ya eksik ya da muğlak bırakıldı

Piyasa Odaklı Mimari

Teklif büyük ölçüde ETS etrafında kurgulanmış durumda:

  • Tesislere emisyon tahsisatı verilecek, emisyon karşılığı bu tahsisatlar teslim edilecek.
  • Tahsisatlar, ücretsiz verilebileceği gibi açık artırmayla da satılabilir.
  • Tahsisatlardan doğan gelirler, karbon kredisi sistemine ve ETS pazarına aktarılacak

Bu yapı, AB’nin CBAM (Sınırda Karbon Mekanizması) uyumu çabalarına hizmet ederek, Türkiye’nin ihracatta rekabet gücünü koruma kaygılarının dışa yansımalarını barındırıyor

Eleştiriler: “İklime Değil,çiler İçin” Eleştirisi

Çevre örgütleri, akademisyenler ve muhalefet, taslağın:

  • Net emisyon azaltım hedefleri ve bilimsel veriye dayalı stratejiler içermediğini,
  • Halk sağlığı ve doğal ekosistem koruması gibi kritik meseleleri yeterince kapsamadığını,
  • İklim adaleti, uyum planları ve toplumsal etkilerin belirsiz olduğunu belirtiyor

Muhalefetten gelen ifadeler oldukça güçlü; İYİ Parti’den Ömer Karakaş, yazıyı “iklim bahanesiyle zincire vurma” olarak nitelendirirken, İYİ Parti Hasan Toktaş “sadece karbon piyasası” tanımıyla sert vurgu yaptı


Toplumun Yorumları: Reddit’te ve X’ de Esen Havalı Alarm Sesi

Bazı Reddit ve X kullanıcıları, pandemide uygulanan özgürlük kısıtlamalarının ardından, yeni iklim politikalarına karşı sosyal tepkiyi dile getiriyorlar:

“şu pandemi kısıtlamalarından sonra bile yeni iklim politikalarına (bireysel özgürlüklerin ihlali) karşın insanların halen bu denli angut olmasına inanmakta zorluk çekiyorum”

“Karbon emisyonu sınırı… bunlar büyük şirketlere yapılmalı, bireyler değil”

Bu güçlü sosyal hassasiyetlerin, bireysel özgürlük – sürdürülebilirlik dengesi üzerinde düşünülmesi gerektiğini gösteriyor.


Derin Kaynaklı Öneriler ve Eleştirisel Yaklaşımlar

Şeffaflık ve Katılımcılık
Taslağın hazırlanma sürecine STK’lar, akademi ve halk daha etkin dahil edilerek, güven esaslı bir süreç oluşturulmalı

Bilimsel Hedefler Belirlenmeli
Net emisyon azaltma, sıcaklık artışı sınırlandırma ve uyum stratejileri; hem küresel normlarla (Paris Anlaşması gibi) uyumlu hem de bilimsel verilerin izinde oluşturulmalı .

İklim Adaleti ve Toplumsal Destek
Dar gelirli kesimler, kırsal alanlar, tarım ve hayvancılık etkilenecek; bu mesajlar somut destek mekanizmalarıyla (mesela geçiş kredileri veya enerji teşvikleri) tamamlanmalı.

Halk Sağlığı Bağlantısı
Hava kirliliği, sağlık maliyetleri, solunum hastalıkları gibi konular ciddi verilerle paralel biçimde kanuna yansıtılmalı

“İklim Kanunu, şu haliyle bir piyasa aracı gibi duruyor; ama gerçek iş sadece karbon ticaretinden ibaret değil. İklimle yüzleşmek, halk sağlığı ve çevre adaletiyle yüzleşmektir.”

Türkiye, bu kanunla sadece serum takmıyor; geleceğini yazıyor. Eğer bu yazıyı piyasa mekanizmalarına indirgersek, insanı, suyu, nefesi ve köyleri unutursak; geriye sadece kâğıt üzeri bir “yeşil etiketsiz” yasayı kalır. Oysa iklim, bir varoluş meselesidir. Kanun da ancak tüm bu boyutlarıyla varlıklı hale gelebilir.

Kanunun Geleceği: Olası Yol Haritaları

1. Pişirme ve Geri Çekilme Döngüsü

Taslağın ilk dört maddesi, yoğun eleştirilere dayanamayarak 15 Nisan 2025’te komisyon görüşmelerinden çekildi Bu geri çekilme, taslakta yetersiz bulunan ekolojik hedefler, toplumsal katılım, adil geçiş eşiklerine işaret ediyor. Yakın süreçte yeni görüşmelerle şekillenmiş, daha güçlü bir tasarı hâlinin meclise sunulması bekleniyor


2. 2053 Net Sıfır Hedefi ve disiplinsiz uygulama

Kanunun en önemli temel taşı, 2053 net sıfır emisyon hedefine ulaşmak. Ancak bu hedef, piyasaya dayalı değil, bilime dayalı adımlar gerektiriyor. Uluslararası gözlemciler, net hedeflere ulaşılması için:

  • Uyum stratejileri
  • İklim adaleti mekanizmaları
  • Toplum sağlığı bağlantıları

gibi alanların netleştirilmesini öneriyor


3. Piyasa mı, İrade mi? Karbon Piyasasının Rolü

ETS sistemi, karbon azaltımında en ekonomik araç olarak sunulsa da, eleştirmenler bunu “karbon spekülasyonu” olarak görüyorÖzellikle:

“Bu sistemle kirletme hakkının alınıp satıldığı bir piyasa… spekülasyon alanı yaratma potansiyeline sahip.”

Sonraki turlarda ETS, paydaşlar, denetim mekanizmaları ve adil geçiş parametreleri daha şeffaf biçimde yeniden ele alınabilir.


4. Yerel Eylemler ve Koordinasyon Kurulları

Mevcut taslak, her ilin “İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulu” kurmasını ve 2027’ye kadar yerel eylem planları hazırlamasını öngörüyor Uygulamanın yerinden yönetimle gerçekleşmesi, sahadaki başarıya bağlı olsa da planlamanın yeterince detaylı olması kritik.


5. Sosyal Tepki ve Reform Baskısı

Sosyal medya ve Reddit forumlarında:

“Pandemi kısıtlamalarından sonra bile… iklim politikalarına (bireysel özgürlüklerin ihlali) karşı bu denli angut olmalarına inanmakta zorlanıyorum.”

Bu direkt bildirim, hükümete yönelik talebin “özgürlük korumalı bir reform” olması yönünde güçlenmesi gerektiğini gösteriyor.


6. Su Yönetimi ve Yerinden Göç

Türkiye, kişi başına su miktarı bakımından “su sıkıntısı çeken ülke” konumunda; 2030’da daha da keskin susuzlukla karşı karşıya Bu durum:

  • Tarım sektöründe göç riski
  • İklim göçü
  • Uyum maliyetlerinde artış

getirebilir. Kanunun su yönetimi ve tarım kısmı, sırf piyasa değil; gerçek stabilite sağlamalı.

“İklim Kanunu’nu bir tahta oyun tahtasına dönüştürmeyelim; her taş, gerçek insan, gerçek toprak ve gerçek nefes taşısın.”

Piyasanın araç olduğu, insanın, suyun, gıdanın, nefesin merkezde olduğu bir hukuki yapı idealimizdir. Aksi halde elimizdeki yasalar, fabrika bacalarından çıkan dumanı değil, kamusal dayanışmanın tükenmişliğini yansıtabilir.

kadirgulbay
Author: kadirgulbay

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir